• USD Alış: 1.8420   Satış: 1.8520
  • EUR Alış: 2.3270   Satış: 2.3420
  • GBP Alış: 2.8800   Satış: 2.9300
  •  Ons 1,555.2000
  •  Çeyrek A. Alış: 150.3200   Satış: 161.5000
  •  Gram A. Alış: 91.4600   Satış: 92.4800
  •   Cumhuriyet A. Alış: 615.0000   Satış: 653.0000
  • 23 Mayıs 2012
     
     

    İşsizliği konuşmayalım, çözüm bulalım


    Dinçer Keskinpala

    TÜİK bugün Temmuz 2010 dönemi hane halkı iş gücü istatistiklerini açıkladı. Temmuz ayında işsizlik oranı yüzde 10.6 olarak gerçekleşti. Geçtiğimiz dönem yüzde 10.5 olan oran hafif bir artış gösterdi. Geçtiğimiz yıl ile kıyasladığımızda ise 2.2 puanlık bir azalış dikkat çekti.


    2010 yılı Temmuz döneminde istihdam edilenlerin sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre 1 milyon 265 bin kişi artarak, 23 milyon 478 bin kişiye yükselmiş. Bu dönemde, tarım sektöründe çalışan sayısı 328 bin kişi, tarım dışı sektörlerde çalışan sayısı 937 bin kişi artmış.


    Genç nüfusumuzla övündüğümüz için şimdi kısaca genç nüfustaki işsizlik oranına bakalım. Bu oradan uzun süre sonra yüzde 20 seviyesinin altına inmeyi başarmış durumda. Temmuz döneminde yüzde 19.5 olarak gerçekleşti.
    İstihdam edilenlere baktığımız zaman hizmetler sektörünün çok geniş bir yer tuttuğunu görüyoruz. Yüzde 46.8’lik bir oran hizmet sektöründe istihdam edilen kişi sayısını veriyor. Ki hizmet sektöründeki istihdamın sürekliliği düşünülmesi gereken bir durum.


    Şimdi bu verilere baktıktan sonra biraz çözüm konuşalım. Türkiye’nin krizi atlatması konuşulurken, aslında işsizlik oranı da buna destek veriyor. Çünkü Türkiye’de yapısal bir işsizlik sınır var. Bu oran genelde yüzde 10 civarında bulunuyor. Yani Türkiye, küresel kriz olmadan önce de, işsizliği kısa süreli yüzde 9 seviyelerine kadar düşürmüştü. Şimdi Amerika’da bile yüzde 9.6 civarında işsizlik varken, bizim bu oranımız yine başarı demek çok ayıp olur.


    Türkiye artık gerçekten gelişen ve bir çok şeyi hakeden bir ülke. Ekonomisi de gelişmeye başladı ve güçlü adımlar atıyor. Şimdi artık kalkınma adımı atma zamanı. Kalkınma adımları atmaya başladığımız zaman bu işsizlik oranlarını düşürebiliriz. Kısa ve özet halinde kendi fikirlerini sıralamak istiyorum:


    1. Özelleştirmelere karşı çıkmadan, devletin özel sektöre bırakabileceği alanların devrine sıcak bakıp, buradaki işgücünün eğitime tabi tutularak, işgücüne katkı sağlamasını ve vasıflı eleman sayısının artmasına olanak sağlamak lazım.


    2. Devletin kesinlikle yeni ve genç yatırımları teşvik ederek, daha düşük sermaye ile kurulan yeni nesil şirketlere vergi avantajı sağlaması gerekli. Ki böylece bu yeni ve inovatif şirketler çoğaldıkça, bunların gelişmesine ve dünya ile rekabetine teşvik sağlandıkça bu şirketlerin büyümesi kolaylaşır ve işgücü ihtiyaçlar artar.


    3. Kesinlikle devletin uluslararası yatırımlara izin vermesi gerekir. Buradaki izinden kasıt ciddi şekilde yatırım desteği, kredi desteği sağlaması gerekir. Yurt dışında yatırım yapacak bir sanayi şirketi, orada kullanacağı malzeme, ürün vb şeyleri kendi ülkesinden getirecektir. Bunların Türkiye içinde yapılması, burada da istihdam artışına neden olacaktır.


    4. Devletin ekonomiye çok karışmayarak, yalnızca teşvik programları uygulayıp, enflasyon-bütçe hedefini tutturmaya yönelik adımlar atması gerekmektedir. Ülkede ihracatçıya özel vergi indirimleri uygulanıp, ithal edilen malların Türkiye’deki üretimini kolaylaştıracak adımlar atılması gerekir. Bu adımlar atıldıkça hem dış ticaret dengesinde fayda sağlanacak hem de ithal edilen ürünlerin ikameleri ülke içinde yapılacağı için istihdam artışı sağlanacaktır.


    5. Teşvik paketlerindeki vergilerin indirimlerinin karşılanma yolları, bütçe üzerinde etkisi kısıtlanmak için tüketime dayalı büyüme politikası yerine üretime dayalı büyüme politikası sağlanıp, hükümetin kamu harcamaları da kısılabilir. Üretim teşviği ile ülkenin ihracata dayalı büyüme modeli yakalaması halinde hem istihdam artışı yaşanır hem de kamu harcamaları arttırılmak zorunda kalınmaz.


    6. Eğitime destek kesintisiz devam etmelidir. Ülkedeki genç nüfusun kullanılması ve vasıflı hale gelmesi için kesinlikle güçlü bir eğitim programları uygulanmalıdır. Gerekirse mesleki eğitim programları zorunlu lise eğitiminin yerine alıp, buraya seçilerek öğrenci alınmalı ve teşvik edilen yatırımlara zorunlu olarak bu öğrencileri part-time çalıştırma zorunluluğu getirilmelidir.
     
    Şimdilik yazabileceğim maddeler bunlar. Aslında bu maddeler bir çok şeyi değiştirebilecek nitelik taşıyor. Bunların nasıl yapılabileceği konusunda kendim kafa patlatıyorum ancak bunu karşılıklı tartışmaya açığım. İleriki yazılarda ise bu maddelerin nasıl uygulanabileceği konusuna değineceğim.

     

    Bu yazı 15 Ekim 2010 tarihinde yazılmıştır.